Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Beni Nereye Koyuyorsun??

beni nereye koyuyorsun böyle?
neresinde yaşıyorum yüreğinin?
var mıyım senin için,
gecelerinin masalsı düşü ben miyim
yoksa kendin misin?…
beni sığdırabiliyor musun içine?
hangi yana baksam tünel;
sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu
hani içinin aynasıdır ya sevdiğin,
benim aynamda karanlık aksetmekte…
öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de.
beni nerede yaşatıyorsun söyle?
cennetin miyim senin,
amber kokulu bahçelerinde gezindiğin?
yoksa kaybolduğun kör kuyun mu,
dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin?
artık anlamsız geliyor tüm sorular
yanıtlarını bir gün verecek olsan bile
ben de bir şeyler buram buram,
ben de çok şey ılık ılık,
ben de sen acıtarak, kanayarak
eksiliyor…
ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda
aitsizliğim çaresiz çoğalıyor…
ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi
sen bende herşeysin belki ama
ben sende yitiyorum için için…
beni nerelerde arıyorsun öyle?
yüreğine sor bir de
mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin…

Acı Dokunuş

üzülmek bir sanatçıdır… hele elinden hiçbirşey gelmeden üzülmek, sanatçının elleridir.. hele hele karşındakine sesini ve kalp atışlarını dokundurup hissettirememek sanatçının eeserinden başka birşey değildir.. senin, yani sanatçı olan senin, eserini çok beğendim ve adını ACI DOKUNUŞ koydum.. eserini kalbini ortaya koyarak çırpınarak icra ettin.. teşekkür ederim..

08,08,08

Bugün güzel bir gün :)

Niye mi?? Aslında bende bilmiyorum ama güzel işte… Belkide kabullendim artık bazı şeyleri… İstediğimiz şeyler her zaman ihtiyacımız olan şeyler değilmiş!

Üstat demiş ki, ” çok isteyince oluyordu hani? söyle nerdesin hiç gelmeyen? “

Herşeyden vazgeçtiğinizde, beklentileriniz sona erdiğinde herşeyin güzel olmaması için bir neden kalmıyor :)

Ayrıca bugünün tarihini de sevdim… 08,08,08 :)

Güzel bir gün ölmek için!

ç’alıntı’!

Senin için zalim dediler, demek zulmün de bu kadar güzel olurmuş diye düşündüm. Oysa bütün zalimlere karşı kinle doluydu içim. Ben hiçbir zulme baş eğmedim, zalimlerden yana olmadım.

Seni en istediğim anda gelmemen, geldiğin zaman da bana acıların en büyüğünü tattırman belki zulümden başka bir şey değil. Fakat ne yapayım ki onu bile kendine yakıştırabiliyorsun. Çoğu zaman nasıl olsa öldüreceği avına gururla bakan bir panterin vahşi bakışı var gözlerinde. İçinde, ta derinde zulmün kıvılcımları yanıp sönerken bile sana kızamıyorum, senden nefret edemiyorum. İnsanı büyülüyorsun. Başdöndüren güzelliğin karşısında asıl büyük zalimin Tanrı olduğunu düşünüyorum ister istemez.

Senin için “Yalan söylüyor” dediler. Kimse farkında değil dudaklarında yalanın ne kadar güzelleştiğinden. Yalansız bir seni düşünmeye imkan var mı? Senden gelen, senin dudaklarından çıkan bütün yalanlara razıyım. “Seni seviyorum” dediğin zaman, yalan söylemiş olsan bile, bu sözü bütün greçeklere değişmeye razıyım.

Hiçbir yalan bu kadar sevimli ve manalı olmamıştır dünya kurulduğundan beri. Yalan; senin dudaklarında aydınlık, pembe şafaklara benzer. Sen yalan söylerken gözlerin, gökyüzünün sonsuz karanlığında parlayan yıldızlar gibidir.

Sen söylediğin yalanlarla varsan; ben bütün gerçekleri senin bir tek yalanına feda edebilirim. Sana “Yalan söylüyor” diyenler; eşsiz dudaklarında yalanın ne kadar güzel olduğunu bilmeyenlerdir.

Sana “Kalpsiz” dediler. Üç milyar insanın yaşadığı bir dünyada çarpan bir tek kalp varsa o senin kalbindir. Bir tek kalp varsa; iyilik diyen, güzellik diyen, aşk diyen o senin kalbindir. Bir tek kalp varsa yeryüzünde beni seven yine senin kalbindir o.

Bütün zulümlerine, bütün yalanlarına rağmen beni sevdiğini biliyorum. İkimizi çepçevre kuşatan çaresizlikler içinde kalbin hala çarpıyorsa beni sevdiğin içindir. Yoksa aslında bu yalan ve zalim dünyada yaşamaya değer bir tek dakikanın bile var olduğuna inanmak gerçekten imkansız bir şey.

Aşkın seni sevmek olduğunu benden başka bilen var mı söyle? Seni zulümlerinle, seni yalanlarınla kim bunca ilahlaştırabilir söyle?

Söyle, sevdiğim beni, ömür boyunca seveceğim benim; zulümsüz, yalansız bir dünyada yaşanır mı söyle?

>biz<

...

...

 

dedim “gidelim”, dedi “kalalım”
gitmekle kalmak arasında kaldık bizde..
bok çukuruydu şehir, yağmurlar vardı, bide ıslak köpekler köşeyi döndüğünde..
dedim “kalmayalım”, dedi “gitmeyelim”
sular kesilirdi, güneş beynimizi ısıtırdı,
daha az düşünür, daha çok terlerdik..
sıralarda beklemekle geçerdi zamanın çoğu..
açtık, susuzduk, karnımız guruldardı, daha çok inlerdik.. 
dedim “hadi”, dedi “asla”
saplandık, hayatın tam ortasına..
bir ayağımız hep dışardaydı,
diğeri, diğerinden uzakta..
dedim “siktir et.. ne olacaksa olsun..”
bir şey demedi..

YenideN

yorgunluk ve birikmişlik, artacağını daha da bildiğim iki duygu.. günler var daha saydığım, saymaktan korktuğum.. gitmek yine bir şehirden, bu sefer hem de bilinmeyene.. bırakmak göremediklerimi ve görmek istemediklerimi.. sanki her pisliği bile özlemek istiyormuşum gibi.. hiçbir zaman sıradan olamadım, düşünmeden yapamadım birçok şeyi, hataydı belki de.. belki de mahvettim birçok şeyi, ama yineden hep gözlerim daldı uzaklara ve korkularım engel oldu burnumun ucundakine bakmama..adının baş harfiyle başlayan şiirler yazdım birçok kez.. ayıplarımda oldu, yasaklarımda, hatta söylemediğim sakladıklarımda..


birçok defa geçtim ateşin üzerinden, ayaklarım çıplak, ben çıplak, ellerim terli, gözlerim ıslak.. birçok defa vazgeçtim düzgün yollarda yürümekten..en çokta düşünmekten..
hep başladım bir şeylere, bitirdim daha fazlasını, unutmaya çalıştım beceremedim hiçbirisini.. sanki kanayan bir yaranın kabuk bağlaması gibi kapattı üzerini hayat, her defasında yeniden kanatma sebebim ondan, kapatamadığım yaralarımı..

uzun cümleler kurmayı sevdim, kısa yaşayacağımı düşündüğüm hayatımda.. yarın ne olacağına yarın karar vermek güzeldi, görmeden bilmemek en iyisiydi.. zamanı gelinceye sakladım tüm acılarımı çekmek için, ama yinede vazgeçemedim aklımı yitirmekten, bilmediğimle yüzleşmeye giderken…

en çok karanlıktan korktum, kapatmak istemedim ışıkları.. üzerime örtüleni toprak sandım her seferinde, ateşte yürür gibi soyundum.. kapatmadım ışıkları, görmek için gözlerindeki parıltıyı..

yorgunluk ve birikmişlik, artacağından korktuğum iki duygu.. hep var olan hikayenin yeni sayfaları yazılıyor şimdi.. bir dönüş yazısı bu, belki de gidiş.. aslında her ikisi.. satır aralarında gizli hikayeleri, apaçık ortada tüm gerçekliği.. bir bekleyiş yazısı, bir vazgeçiş..

aslında sadece bir yazı, her zamanki gibi..

kifayetsiz..

 

Karanlık olmasa ışığa ne diyecektik ki…

‘çirkin’i tanımasa içimiz ‘güzel’i de aramazdı belki

her yaptığımızı ‘doğru’ sandıkça sinsice büyüyor

‘yanlış’lar

 

her şey ve bu yazılar

kalbimin orta yerine sıkışmış bir hıçkırık

yüzünden

BİLEREK KALBİMİ KIRANLAR VE BİLMEDEN KIRDIKLARIM

en iyi dostum hayat bana hep “acı” söyledi

kendi acılarıma boğduğum sesime anlam katan “sen”

seninle derdim bitmedi

umarım dostuzdur hala

TENHALARDA BULUŞMAYI ÖZLEDİĞİM “SEN”LER…

her şey ve bu yazılar

geç kalınmış oyunlarım benim

sen oynarsan…

 

daha az şaşırtıyor beni artık “yaşamak”

şarkılar daha az ağlıyorsa bundan olmalı

kendimi kandırsam “sen”i kandıramam

hüzün

 

her şey ve bu yazılar

bana bakarken gözlerinde gördüğüm

“güzel suretim”in armağanıdır sana…

DOKUNURSAN

ben yolları sen hep bekliyorsundur diye severim

özlersen dönerim

 

Bazen kelimelere sığmaz hissedilenler, anlatmak istenilenler.. İşte o zaman sizi ifade ettiğini düşündüğünüz ‘başkalarının kelimeleri’ne sığınırsınız.. Bende bugün bunu yaptım.. içtenlikle..

ÇoK GeÇ!

Öyle bir düşe daldım bir baktım ki ‘a aa!’ sahiden ben
Neyim eksik, neyim fazla demeden olduğu gibi seven

Bir uyandım baktım ki gece olmuş ve bütün yıldızlar
Gözlerime doluşmuş
Üzülmek için, çok geç
Üzülmek için, çok geç
Çok

demiş en sevdiğim sanatçı…

Düşlerim vardı, herkesin olduğu gibi… Ama benimkiler beni hayatta tutuyorlardı. Yalnızca uyanıkken değil rüyalarımda bile beni ele geçiren şeylerdi onlar…

İnsan yalnızca nefes alarak mı yaşar?? Tabiki hayır! Düşlerin de zaman zaman eşlik ettiği duygular vardır.. Onlarla yaşarsınız, yaşatırsınız…

Hayat, büyük bir okul ve biz bu okulda sürekli birşeyler öğreniyoruz. Öğrendikçe yaşananlara anlam verebiliyoruz. Çok acıdır ki bazı şeylere anlam verebilmek zaman alıyor. İşte benim için de anlam verebilmenin zaman aldığı bir şey oldu düşler’im! Geç oldu ama çözdüm durumu… Düşlerim içinde hep “düş”tüm ben…

Peki sonuç ne? Artık düşlerim yok mu? İnanması zor belki ama gerçekten yok… Ve artık boş hayallerle kendimi mutlu etmediğim için üzülmek de yok… Üzülmek için artık çok geç…

İnsan yalnızca nefes alarak yaşayamaz demiştim.. ama yaşıyormuş… Ben kendimden biliyorum :)

Nasıl oluyor derseniz;

Düşlerim başka, gerçek başka… AMA UMRUMDA DA DEĞİL!!!

Çünkü artık ÇoK GeÇ!

Sevgili Günlük! :)

Uzun zamandır yazmıyorum. Tuhaf hissettim. Bir an ne yazacağım derken, kelimeler sıralanmaya başlıyor ardı ardına…

“Hayatım Roman” derdim kendi kendime. Yazardım yaşadığım herşeyi… tüm duygularımla beraber. Kimsenin okumayacağı, varlığından bile haberdar olmayacağı romanlar yazdım.

Şimdi de burdayım işte :) belki de birilerinin okuma zamanı gelmiştir…

Sevgilerimle…